İçeriğe geç

CHP’nin misyonu

CHP’nin misyonu; Osmanlı’da başlayan modernleşmeyi TC döneminde uygulayıcı veya denetleyici olarak sürdürmektir.

Tanzimat ve Islahat Fermanları, Birinci ve İkinci Meşrutiyet’in amacı ne idiyse TC’nin amacı da oydu. Yani devleti ve milleti modernleştirmekti.

1774’ten sonra padişahların ve derin Osmanlı’nın elindeki, devletin ve milletin kurtuluşuna ilişkin tek reçete modernleşmeydi.

Alternatifi de yoktu!

Batılı devletlerin amacı ise Türkleri kendilerine benzetmekti. Türklerin amacı da Batılılaşarak Batı’yı yenmekti!

II. Abdülhamit Han, Masonlarla yaptığı padişahlık pazarlıklarında amcası Abdülaziz’e ve kardeşi 5.Murat’a yapılan darbeleri gündeme getirmedi! Defalarca yapılan görüşmelerde kendisinden istenen modernleşme politikalarına, atama taleplerine hayır demedi. Yanıtları hep evet oldu. Masonlara verdiği olumlu yanıtlar üzerine de padişah yapıldı.

Başlangıçta Abdülhamit’in icraatları modernleşmeden yanaydı. Meclis-i Mebusan’ın kurulması, 1876 Kanun-i Esasi’nin hazırlanıp yürürlüğe girmesi, kanunların tekrar yenilenmesi, yabancı okulların ve on binlerce modern Osmanlı okulunun açılması, medreselerin ise kendi kaderine terk edilmesi… verdiği sözlerin gereğiydi.

Rusya ile yapılan 93 Harbi, ağır bir yenilgiye dönüşmekte iken vahameti anlayan Abdülhamit, Meclisi Mebusan’ı kapattı, anayasayı da askıya aldı.

Abdülhamit dönemini gün be gün izleyen Batılı devletler şu kanıya vardılar: Türk Devlet adamları, devleti kendi malı yapıp hanedanlık gibi yönetebilir. Bu tehlike her zaman vardır. Bu nedenle de Türkler hukuk devleti kuramaz! Yasaları değiştirebilirler ama hiçbir yasa padişahtan alınacak söz kadar değerli olamaz.

Batılılar bugün de bazı Türk liderlerinin “Hamitist karakterli” olduğunu düşünmekteler.

***

Sözü uzattığımın farkındayım:

Batılı bazı devlet adamları Atatürk ve İnönü’ye de “Hamitist karakterli” teşhisi koymuşlardır.

Batılılar; Abdülhamit’in Ermeni maliyecisinin verdiği akılla tüm kamu mallarını kendi mülküne geçirmesine şaşırmadılar. Çünkü İslamlık buna izin veriyordu! Devlet de zaten padişahındı!

***

İngiliz yüzyılı bitip ABD yüzyılı başladığında Anglosaksonların dünyaya bakışı adam akıllı değişmişti.

DP, Türkiye’yi on yıl boyunca “hukuksuz” ve demokrasiyi de “bir oy fazlasıyla yönetmek” şeklinde uygulayınca ABD’li yöneticiler şöyle düşündüler:

Türk demokrasisi, ABD’nin en geri eyaletinden daha vahşi!  Celal Bayar ve Adnan Menderes verdikleri sözleri unutup demokrasiyi CHP ve İnönü düşmanlığına dönüştürdüler… İngiliz Ortadoğu’suna çeki düzen verirken Türkiye’yi ihmal etmemiz doğru olmadı…

Darbe geliyordu!

Dünyayı daha iyi okuyan CHP ve İnönü, 1959’da yayımladığı “İlk Hedefler Beyannamesi” ile dünyanın nereye gittiğini, gelecekte Türkiye’nin yerinin neresi olacağını isabetli teşhis ve önerilerle ortaya koymuştu.

İnönü, Batılılar açısından hamitist karakterliydi ve yarın ne yapacağı belli olmazdı. Çok geçmeden İnönü köşeye sıkıştırıldığında, yeni bir dünyanın kurulabileceğinden ve Türkiye’nin de o dünyada yerini alabileceğinden söz etti ki yanılmadıklarını görmüş oldular.  

***

İnönü’nün ideolojik olarak “ortanın solu”nu benimsemesi, sonraki yıllarda da Bülent Ecevit’in CHP’yi “sosyal demokrat veya demokratik sol”a taşıması ancak “derin CHP’nin” misyonu ile açıklanabilirdi.

Dünya hızla değişirken CHP de değişiyordu. Bu kesindi. ABD yüzyılında sağcı yani ABD’ci partiler iktidara gelmeye devam ederken, CHP de aynı hızda değişiyordu. Fakat “modernleşmeyi denetleme” misyonu değişmiyordu.

***

1980’de darbesi, SSCB’nin dağılacağı öngörüsü ile yapıldı. Türk liderler dünyanın nereye gitmekte olduğunu göremeyebilirlerdi. Fakat ABD Türkiye’yi ihmal edemezdi.

Darbeci kadro, Türkiye’nin düzenini değiştirecek birçok köklü değişikliğe imza attı… Bunlar olurken CHP yoktu!

Ekonomik politikalar değişiyordu… CHP yine yoktu!

SSCB yıkılıyor, Doğu Avrupa dağılıyordu… CHP hâlâ yoktu!

Özgürlükler kısıtlanmıştı, kötü uygulamaların ardı arkası kesilmiyordu… CHP bir türlü ortaya çıkamıyordu!

Aslında CHP gelmek istiyordu ama gelemiyordu! Halkçı Parti geliyordu… SODEP geliyordu. SHP ve DSP de geliyordu ama CHP gelemiyordu!

Dünya o kadar değişiyordu ki yeni dünya düzeni CHP’ye modernleşmeyi denetleme görevi bile vermiyordu.

Sağcı ve muhafazakâr liderler aylarca ve defalarca ABD’de ağırlanabilir ve iktidara hazırlanabilirdi, halk da oylarıyla iktidara taşıyabilirdi…

Fakat söz konusu olan CHP olunca tabelasına bile tahammülleri yoktu!

(Yazının sonu gelecek yazıda)

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir