İçeriğe geç

Nafile girişimler neye işaret?

Meral Akşener ve arkadaşları “Millet İttifakı”nı bırakıp “Cumhur İttifak”ına gider mi; bence gitmez!

Bunu bilmekte fayda var!

Kumarcı beklentisine kapılanlar umabilirler ama bu umut karşılıksız kalacaktır!

***

Muharrem İnce’yi parti kurmaya heveslendirenlerin bir amacı var. İnce başarılı olamayabilir ama iktidara bu kadar yakınlaşmış CHP’yi dedikodularla hedefinden uzaklaştırabilir!

Bunu düşünmüş olabilirler.

Rasyonalitesi yüksek CHP tabanı, bu tür basit oyunlara prim vermeyecektir.

Bunu görmek gerekir.

Fakat seçim yaklaştıkça AK Parti ve MHP’den kopuşların olabileceğini bekleyebiliriz.

On sekiz yıllık bir iktidarın yükü, Ak Parti’yi tükettiği gibi ona destek veren MHP’yi de soluksuz bıraktı.

Ak Parti ve koalisyon ortağı MHP kurtuluşu adeta bir UFO tarikatında görüyorsa, yolun sonuna geldiklerini gösterir! Görünen o ki kimse Ak Parti’nin yok oluşuna ortak olmak istemiyor.

Her şeyin bir zevali var!

Yaşadığımız günler de “zaval vakti” sayılır, ey halkım!

Çoğu gitti, kalan günler ise bitmek üzere.

***

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın küçük ama sarsıcı çıkışları gelecek günlerde daha da etkili olacak, bunu ön görmek zor olmasa gerek. Oysa Davutoğlu ve Babacan’ı etkisizleştirmenin yolu Muharrem İnce’yi desteklemek olmamalıydı. İnce; çıkış yolu olarak görülüyorsa Cumhur İttifakının hakikaten bittiğini ilan edebiliriz.

Abartı bunun neresinde.

***

Görüldüğü gibi büyük iddialar, her geçen gün dayanaksız çıkıyor. Örneğin “IMF’ye 5 milyar dolar borç verdik” iddiası boş çıktı!

IMF; üye ülkelerden taahhüt istemiş, Türkiye de 5 milyar dolar verebiliriz demiş amma vermemiş!

Bu; IMF’ye 5 milyar dolar borç verdiğimizi mi gösterir?

Nasıl yani?!

***

Yakın tarihlerde yaşananları unutup hiç yaşanmamış gibi davranmak Türk siyasetinin bir özelliği olmalı.

Kavgada bile söylenmeyecek sözleri basit konularda en ağırından ve ilk elden söylemek…

Rakibini vatan haini ve terör işbirlikçisi ilan etmek…

Dine, Allah’a, ezana ve Kur’an’a saygısızlıkla itham etmek…

Sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranmak bu ülkenin siyasal kültürünün karakteri oldu.

Gün boyu tv kanallarında nefes aldırmadan yayımlanan ve gece yarılarına kadar devam eden haber ve yorum bültenlerinde itham bombardımanına tutulan insanlara “yuvaya dön!” çağrısı yapmak bu kadar kolay mı?!

Bu aya üç şeritli yol yapmaya benzemez!

Görüşüne ve desteğine ihtiyaç duyulabilecek kişileri en yetkili ağızlardan vatan haini ve terör işbirlikçisi, yetmediği yerde yalancı ve iftiracı, öfkesini alamayanların daha da ileri giderek ehil kişileri cahillikle suçlamaları akıl alır gibi değil.

20 milyona yakın okul çağındaki çocuğun ve gencin böyle bir siyasal kültürde yetişmesinin ailelerine ve Türkiye’ye maliyeti ağır olacaktır. Şimdiden vahim sonuçlara hazırlıklı olmamamız gerekir!

Pırıl pırıl nesillerin heder edildiğini yaşanan örneklerden anlayabiliriz.

Bir ülkede gençler en çok siyaset dinliyorsa, siyasetçi de hiçbir ahlaki kaygı gözetmeden ekranlardan en üst perdeden bağıra çağıra nefret dili kullanıyorsa bu ülkede sağlıklı ve hayırlı nesiller yetişemez.

Bunu bilmek hepimizin yararına olacaktır.

***

Siyaset dilinin bu denli çatallanması da gösteriyor ki Türkiye erken bir seçime hazırlanıyor.

Görüldüğü gibi mevziler kazılıyor…

Dost düşman safları belirleniyor…

Kaybedeceğini anlayanlar şaşırtıcı tekliflerle kamuoyunun karşısına çıkıyorsa “erken bir seçimin olacağı” netleşmiş demektir.

Bunun akla yatkın başka bir açıklaması var mı?!

Tarih:2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir